Nijeryalının patlayan donu

Nijeryalının eline yüzüne bulaştırdığı apış arasında bomba fantazisi yaklaşık on yıldır uçak yolculuğunu tercih eden ya da etmek zorunda kalan herkesi derinden etkileyecek yeniliklerin önünü açtı. Çığır açan yenilikler demek çok zor ama kesinlikle insan aklına ihanet  kıvamında değişiklikler bizi bekliyor.
Zaten 11 Eylül’den sonra “güvenlik” kontrolleri sıkılaştırılmıştı; Londra bombalamalarının ardından biraz daha sıkıldık ve sıkıla sıkıla da işin cılkı çıktı. Nijeryalının patlayan donu da üzerine tüy dikti.
Bu hedefi belirsiz “Amerikan cihadı” konusunda ciddi biçimde şüpheciyim. Ortada komik ve totolojik bir durum var. İddialara adı karışan kimselere baktığınızda bir şeyler yerine oturmuyor. En başta da El Kaide örgütü. Bu örgütün varlığına dair kesin bir kanıt yok ve en sonunda örgüt bir muğlak ideolojik platform kıvamında bir şey olarak tanımlanmaya başlandı. Böyle bir örgütümsünün herhangi bir şeyi üstlenmesi mümkün değil. Mesela, birisi içkiyi fazla kaçırıp “El Kaide’nin bilmem ne şubesi olarak eylemi biz yaptık” diyebilir.
Detroit uçağında hayalarını patlatan çocuk, zengin bir Nijerya’lının İngiltere’nin en iyi üniversitelerinden birinden mezun oğlu. Donundan toz çıkmış!
Bir de “gariban oğlan yalnızmış, konuşacak kimsesi yokmuş” diye devam eden, salya sümük bir hikaye çıktı işin kıyısından. Evet, ne kadar mantıklı değil mi? Zaten insan davranışı üzerine araştırmalar, bize bunu gösteriyor; eğer çok yanlızsanız, hemen bir Detroit uçağına biner ve donunuza koyduğunuz, ne olduğu bilinmeyen ve kimsenin nasıl patlayacağını da bilmediği bir avuç tozla hayalarınızı yakarsınız! Deli saçmasından da öte.
Olayın ardından bazı havayolu şirketleri ve havaalanı güvenlik birimleri önlem almak için alarma geçmiş. Bu kadar önlemin arasından zekice görünen şeyler de çıkmıyor değil. Mesela birileri, tesadüfi güvenlik sistemlerinden bahsediyordu. Fena bir fikir değil gibi; sonuçta her daim tesadüflerin aklını, kendime, paranoyak insan aklından daha yakın bulmuşumdur.
Bir Kanada havayolu şirketi, el bagajları daha sıkı arandığı için, el bagajıyla uçulmasına tamamen yasak getirmiş. Amerikaya uçakla gitmek hepten işkence haline geldi sanıyorum. Havaalanlarında köpekler sürekli bagaj kokluyorlar bomba bulma umuduyla. Belki hayvan hakları örgütleri bu işe karşı çıkmalı; sonuçta hayvan bombayı bulur da patlatırsa yazık olacak.
Amerikaya uçuşlarda daha çok sayıda sivil kıyafetli güvenlik görevlileri uçmaya başlamış. Havaalanlarında el çantanızı ya da bavulunuzu öyle “aceleci tavırlarla” açarsanız başınız büyük belada! Öyle talimat verilmiş; alanlardaki güvenlik görevlileri üzerinize atlayabilir! Hem artık Guantanamo da yok; adresinizi bile bulamayız. Aman dikkat! Sanki böyle bir kural var: uçakları patlatmak isteyen teröristler, aceleci tavırlarla bavul karıştırırlar. Bu “öcü gelir seni yer” gibi bir şey. Soyut bir şey olduğu için öcüye inanmak daha kolay; en azından inanmak için kanıt gerekmiyor.
Yeni tedbirlerden birisi de; x-ray makinaları: iç organlarınıza kadar görüntü sağlayacak makinalar yoldaymış. Yani öyle silikon göğsünüze, ya da donunuza bir şey saklayamayacaksınız artık! Türkiyeli sucuk kaçakçıları; siz de yandınız. Artık uçağa binmeden önce beş kangal sucuğu mideye indirip İngiltere’ye getiremezsiniz mesela. Çünkü midenizi de arayacağız. Aslında bu da fena fikir değil; hastanelerin yükünü de alır. Endoskopi olacak hastaları, Heathrow Havaalanına sevkedebilir doktorlar. Bir taşla iki kuş!
Bu arada, ABD, hala terörist şüpheliler listesindekilerle yolcu isimlerinin karşılaştırılmasına izin veren bir sistem kuramamış! Onların paranoyak aklı ile düşünürsek, en kolay ve ilk olarak yapılması gereken bu değil mi? (Hey CIA! Fikrimi kullanırsanız telif ücretimi unutmayın!)
Yakında feodalizme geri dönmüş gibi olacağız ve derebeylerinin izni olmadan, hatta belki de izni olsa bile bir yerden bir yere gidemeyeceğiz. Sadece çok şanslı olup CIA tarafından özel uçaklarla, gözlerden uzak mekanlara götürülüp işkence görmek şerefine nail olanlar uçabilecek. Siz siz olun donunuzu bavul olarak kullanmayın ve mümkünse uçaklardan uzak durun.
İyi pazarlar ve bol şanslar.

* This article was first published in BirGun: http://www.birgun.net/haber-detay/nijeryalinin-patlayan-donu-12124.html
** İbrahim Sirkeci Londra Regent’s Üniversitesi’nde Ulusötesi Çalışmalar ve Pazarlama Profesörü olarak görev yapmaktadır.
[contact-form][contact-field label=’Name’ type=’name’ required=’1’/][contact-field label=’Email’ type=’email’ required=’1’/][contact-field label=’Website’ type=’url’/][contact-field label=’Comment’ type=’textarea’ required=’1’/][/contact-form]

Scroll Up